HFHACI FİLİK
24 Temmuz 2026 · 4 dakika okuma

Gaziliğin Rütbesi Olmaz: Güvenpark’ta Hakkını Arayan Er Gazilerimiz

Ankara Güvenpark’ta haklarını arayan er gazilerimizin emsal aylık ve özlük hakları talebi bir maaş değil, adalet ve devlet vefası meselesidir.

Ankara’nın ortasında, Güvenpark’ta günlerdir bekleyen insanlar var.

Onlar bu devletten sadaka istemiyorlar.

Ayrıcalık da istemiyorlar.

Onlar; bu vatan için üniforma giymiş, terörle mücadele etmiş, çatışmaya girmiş, bedenlerinden ve gençliklerinden bir parçayı bu topraklara bırakmış er gazilerimiz.

Bugün söyledikleri ise çok basit:

“Gaziler arasında rütbe ayrımı yapılmasın.”

Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gelen er gazilerimiz ve şehit er ailelerimiz, özlük ve sosyal haklarındaki farklılıkların giderilmesi için Güvenpark’ta hak arıyor.

Burada sorulması gereken soru bellidir:

GAZİLİĞİN RÜTBESİ OLUR MU?

Teröristin sıktığı kurşun karşısındaki askerin omzundaki apoleti sormadı.

Mayın patlarken;

“Sen er misin, uzman çavuş musun, astsubay mısın, subay mısın?”

demedi.

O gün aynı üniformayı giydiler.

Aynı bayrağın altında savaştılar.

Aynı vatanı savundular.

Ama bugün devletin kapısına geldiklerinde karşılarına farklı statüler ve farklı özlük hakları çıkıyor.

İtiraz edilen nokta tam olarak budur.

Er gazilerimizin temel taleplerinden biri, kendilerine adil bir emsal aylık sistemi oluşturulmasıdır. Mevzuattan kaynaklanan statü farklılıklarının giderilmesini, özellikle aylık ve bazı sosyal haklar bakımından ortaya çıkan farklılıkların hakkaniyet temelinde yeniden düzenlenmesini istiyorlar.

Bu mesele yalnızca para meselesi değildir.

Bu mesele devletin kendi gazisine nasıl baktığı meselesidir.

BU BİR LÜTUF DEĞİL, HAK TALEBİDİR

Zafer Partisi Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ da Güvenpark’ta hak mücadelesi veren er gazilerimizi ve şehit yakınlarımızı ziyaret ederek bu mücadelenin yanında olduğunu açıkça ifade etti.

Özdağ’ın orada söylediği şu söz meselenin özünü ortaya koyuyor:

“İyilik istemiyorsunuz. Adil olanı, hakkınız olanı istiyorsunuz.”

Evet.

Mesele tam olarak budur.

Er gazilerimiz devletten bir lütuf beklemiyor.

Onlar, vatan savunmasında omuz omuza görev yaptıkları silah arkadaşları arasında ortaya çıkan özlük hakkı farklılıklarının giderilmesini ve kendilerine adaletli davranılmasını istiyorlar.

Zafer Partisi olarak bu talebin yanında durmak yalnızca siyasi bir tercih değildir.

Türk Devleti’nin kendisi için bedel ödeyen evlatlarına karşı göstermesi gereken vefanın gereğidir.

Çünkü bu mesele birkaç kişinin maaş veya özlük hakkı tartışmasının çok ötesindedir.

Bu mesele, yıllarca terörle mücadele etmiş insanların bugün devlet tarafından nasıl karşılandığı meselesidir.

DEVLET KENDİ GAZİSİNİ HAK ARAMAK ZORUNDA BIRAKMAMALIDIR

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin itibarı, kendisi için bedel ödeyen insanlara gösterdiği vefayla da ölçülür.

Bir insan 20 yaşında askere gidip terörle mücadelede kolunu, bacağını, gözünü veya sağlığını bırakmışsa, yıllar sonra Ankara’nın ortasında kendisini yeniden anlatmak zorunda kalmamalıdır.

Hele hakkını duyurabilmek için günlerce bir parkta beklemek zorunda hiç kalmamalıdır.

Bugün Güvenpark’ta bekleyen insanlara yalnızca “er gazi” diye bakmayın.

Onların her birinin arkasında yarım kalmış bir gençlik, ömür boyu taşınacak bir yara ve Türk milleti adına ödenmiş bir bedel vardır.

Devletimizin görevi gaziler arasında yeni ayrımlar oluşturmak değil, mevzuattan kaynaklanan adaletsizlikleri gidermektir.

TBMM’YE ÇAĞRIMDIR

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, Millî Savunma Bakanlığına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına ve ilgili bütün kurumlara çağrımdır:

Er gazilerimizin sesini duyun.

Mevzuatı yeniden ele alın.

Emsal aylık ve özlük haklarındaki farklılıkları hakkaniyet temelinde giderin.

Bu insanların Ankara’nın ortasında günlerce hak aramasına gerek bırakmayın.

Bu mesele sağcı-solcu meselesi değildir.

İktidar-muhalefet meselesi hiç değildir.

Bu, doğrudan doğruya bir devlet, adalet ve vefa meselesidir.

Biz bugün rahatça evimizde oturabiliyorsak, bu topraklarda ay yıldızlı bayrağımız dalgalanıyorsa; bunun bedelini ödeyen insanların karşısında rütbe hesabı yapamayız.

Şehitliğin rütbesi olmadığı gibi gaziliğin de rütbesi olmaz.

Vatan için dökülen kanın bordrosu olmaz.

Vatan için kaybedilen bir uzvun derecesi, makamı, apoleti olmaz.

O bedel Türk milleti adına ödenmiştir.

Ve Türk Devleti, kendisi için bedel ödeyen hiçbir evladını Ankara’nın ortasında hakkını aramak zorunda bırakmamalıdır.

Er gazilerimizin haklı mücadelesinin yanındayım.

Gazilik şereftir. Şerefin rütbesi olmaz.

Hacı Filik

Hacı FiLiK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin