Merhaba sevgili okurlarım, bu yazımda sizlere hayatın bir döngüsü olduğunu ve bu döngünün önüne geçilemeyeceğini anlamak için bir kaç şeyden bahsedeceğim.
Hayatın bir döngüsü vardır, gün 24 saattir bir yıl 365 gün 6 saat bu belirlidir ve değiştirilemez. 2020 yılı çok kötü geçti diye dünya aman biraz daha hızlı döneyim de bu yıl bitsin demedi diyemez. Güneşin bir döngüsü var mevsimlerin bir döngüsü var, açan çiçeklerin, göçmen kuşların, hayatın bir döngüsü var bunun önüne geçemeyiz. Bir çilek vaktinden önce kızarmaz, bir gül vaktinden önce açmaz. Bu hızlı yaşama isteği sadece insanda var. Onun da sebebi ölümlü olduğunu bilmesi ve kısıtlı bir zamanın olması.
İnsan hayatın bu kısalığından o kadar endişe ediyor ki her şeyi yapmak ve yaşamak istiyor. Yeni çıkan filmleri izlemek, yeni çıkan kitapları okumak, gezmek yeni yerler görmek, sevmek sevilmek, çalışmak kariyer sahibi olmak, çok para kazanmak ve lüks içinde yaşamak gibi bir sürü isteği var ve bu istekleri yerine getirmek için hep bir koşuşturmacanın içinde kalıyor. Bu koşuşturma sırasında hayatın renklerini kaçırıyoruz. Her yeni çıkan filmi izlemek isterken kötü bir film izleyip sınırlı olan yaşamından 2 saati kötü bir film izleyerek geçirdin yada kötü bir kitabı okudun ve iyi olan filmi izlemedim diye yada iyi bir kitabı okumadım diye hep bir keşke lerin içine düşecek ve kendisini büyük bir kaygının depresyonun içerisinde bulur ve böyle olduğu için hiçbir şeye yetişemez hayatı kaçırır.

Kaygılar insanı insan olmaktan çıkarır, kaygılardan kurtulmak için kültür sahibi olmak gerekir. Para kazanmak için kültür gerekmez, ama parayı harcamak için kültüre ihtiyaç vardır. Mesela yemek kültürü, bir açık büfeden yemek seçmek için önemlidir, eger yemek kültürümüz yoksa yediğiniz yemekten zevk alamaz hatta midenizi bozabilirsiniz. açık büfede seksen çeşit yemek ve meze var siz hepsini yiyemezsiniz biraz ondan, biraz bundan aman allahım daha yiyemediğim yetmiş sekiz çeşit yemek var onları yiyemedim diye üzüleceğinize, yemekten hoşlandığınız ve keyif aldığınız yemekleri seçerek kendinize bir ziyafet çekebilirsiniz ve diğer kalan yemekleri yemediniz diye üzülmezsiniz. Kültür sahibi olmak iyi bir filmi seçebilmektir ve o iyi filmi izledikten sonra ne iyi yapmışım diyerek izlemediğiniz diğer kötü filmleri düşünmezsiniz aynı şey bir kitabı okurken de geçerli. Hayatımıza aldığımız kaliteli şeyler kaliteli yaşamamıza sebep olacaktır bu kaliteyi seçerkende kültürün önemi büyüktür. Hayatın o ritmini yakalamak önemli herşeye sahip olmayabiliriz ama kaliteli bir yaşam bizim kendi elimizde.

bireyde biyolojik
dengenin bozulmasına
yol açmaktadır.
Önce kendini tanımalı insan çünkü her şey içinden geliyor, dış uyaranlara maruz kalmadan canımızın istediği bir şey varsa bu vücudumuzun ihtiyacı olan besin yada vitamine olan ihtiyacıdır. Canın mandalina portakal istiyorsa muhtemelen C vitaminin eksik kalmıştır ve bunu tamamlamak istiyordur vücudunuz. Tüm canlıların biyolojik bir denge uyarı sistemi vardır “Homeostasis” bu uyarı sistemi insan bedeninde dış uyaranlara maruz kalmadan organizmanın isteklerini yerine getiren dengeyi korumakla görevlidir. Biz insanlar dış etkenlere çokça maruz kalıyoruz yanlış öğrenme ve sağlıksız beslenme ile bu dengeyi çogu kez bozuyoruz.
Homeostasis: Organizmanın bünyesine katılan maddelerin hangi yoğunluk ve ne şekilde alınacağı ve alınan bu maddelerin arasında nasıl bir denge kurulacağına ilişkin sabit içsel durumu işaret eden biyolojik denge durumudur.

Hayatı içinden geldiği gibi yaşamak lazım ne istediğimiz konusunda iç sesimize kulak vermek gerekir. Herkesin bir zamanı vardır. Amerika başkanı Obama 55 yaşında başkanlıktan emekli olurken, Trump 70 yaşında başkan oldu ve şimdide Biden 78 yaşında başkanlık koltuğuna geldi. Anlayacağınız gibi herkesin bir zamanı var her şeyin bir zamanı var sizin zamanınız daha gelmemiştir ileride bir yerde sizi bekliyordur. Bu demek değil ki hiçbirşey yapmadan zamanımızı beklemeliyiz Hayır! bizi biz yapan değerlerimize sahip çıkmak ve gelecek için kendimize koyduğumuz hedeflerimiz için çalışmaya devam etmeliyiz.

Hayatın ritmine ayak uydurarak yaşamaktan zevk alacağımız şekilde yaşamalıyız bu hayat bir sefer yaşanıyor onuda kötü anılara boğarak değil yapmaktan zevk aldığımız özgürce yaşayabileceğimiz bir hayat yaşamamız dileklerimle. Bitirmeden küçük bir not düşmek istiyorum özgürce yaşamak isteyen insan içinde yaşadığı toplumlarda içinden geçen her şeyi yapamaz bu o toplumun kurallarına aykırı olabilir ve kötü karşılanabilir. Özgürlük içinden geleni yapmak değil içinden gelmeyeni yapmamaktır, içinden gelmiyorsa yapma! ve şu soruyu kendine hep sor “MECBURMUYUM?”