HFHACI FİLİK
24 Ekim 2026 · 4 dakika okuma

BARIŞ, ADALET VE BAĞIMSIZLIK BİRBİRİNDEN AYRILAMAZ

Yorum 0

24 Ekim Birleşmiş Milletler Günü’nde, dünyanın farklı coğrafyalarında barışın hangi şartlarda kurulabileceğini yeniden düşünmek zorundayız.

Gazze’de insanların yaşam hakkını, Ukrayna’da egemenliği ve toprak bütünlüğünü savunurken üzerinde durmamız gereken temel ilke aynıdır: Kalıcı barış; insan hayatına, hukuka ve milletlerin bağımsızlığına saygıyla kurulabilir.

Silahların susması hayati önemdedir. Ancak insanların güvenle yaşayamadığı, yurdundan edilenlerin geleceğinin belirsiz kaldığı ve işlenen suçların hesabının sorulmadığı bir ortamda barışın kalıcılığından söz etmek güçtür.

Gazze için savunduğumuz barış; sivillerin korunmasını, insani yardıma erişimi ve Filistinlilerin kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olmasını içermelidir. Ukrayna için savunduğumuz barış da egemenlik haklarını ve insanların güvenliğini gözetmelidir. Güçlü devletlerin çıkarlarını korurken mağdurların haklarını erteleyen bir uluslararası düzen, adalete duyulan güveni aşındırır.

Türkiye, millî çıkarlarını koruyan, diplomasi kanallarını açık tutan ve uluslararası hukuku tutarlılıkla savunan bir dış politika izlemelidir.

Dünyada savunduğumuz adalet ve egemenlik ilkeleri, kendi ülkemizdeki barış tartışmalarında da ölçümüz olmalıdır.

Biz de terörün sona ermesini, hiçbir ailenin evladını kaybetmemesini, çocuklarımızın korkmadan büyümesini istiyoruz. Bunun için atılacak adımların hukuk içinde, açık ve denetlenebilir olmasını talep ediyoruz.

Bu nedenle soruyoruz: Kimle, hangi şartlarda, hangi yöntemle barışacağız? Suçların hesabı nasıl sorulacak? Mağdurların hakkı nasıl korunacak?

Bu soruları sormak, barışa karşı çıkmak değildir. Kalıcı huzurun şartlarını konuşmaktır.

Terör örgütünün silahlarını teslim etmesi, örgütsel yapısını tasfiye etmesi ve şiddetin sona ermesi gerekir. Bu süreç somut biçimde doğrulanmalıdır. Ancak silah bırakılması, geçmişte işlenen suçların sorumluluğunu ortadan kaldırmamalıdır.

Suç isnatları bağımsız mahkemelerde, deliller ve adil yargılanma güvenceleriyle değerlendirilmelidir. Suçluluğu kesinleşenlerin cezaları uygulanmalıdır. Şehit ailelerinin, gazilerimizin ve terörden zarar gören bütün vatandaşlarımızın adalet talebi korunmalıdır.

Çerçeve yasa konusundaki itirazımın merkezinde de cezasızlık meselesi bulunmaktadır. Bir düzenlemenin adına bakarak hüküm veremeyiz. Uygulamada kime, hangi şartlarla, ne sağladığına bakmak zorundayız. Suçun karşılığını fiilen ortadan kaldıran, yargısal hesap verme yükümlülüğünü etkisizleştiren bir yaklaşımı kabul edemeyiz.

Terör örgütünü cilalayıp demokratik bir yapı gibi sunmaya, silahla dayatılan talepleri siyasi ayrıcalığa dönüştürmeye ve Meclis’i bu meşrulaştırmanın aracı hâline getirmeye karşıyız.

Demokratik temsilin kaynağı vatandaşın özgür iradesidir. Silah kullanmış olmak kimseye ayrıcalık kazandıramaz. Kürt vatandaşlarımızın hakları ve geleceği de bir terör örgütünün temsil iddiasına bırakılamaz. Hepimizin ortak güvencesi eşit vatandaşlık ve hukuk devletidir.

Cumhuriyet’in kurucu değerleri de hiçbir sürecin pazarlık konusu yapılamaz.

Demokratikleşmeyi, özgürlükleri ve bağımsız yargıyı bütün vatandaşlarımız için savunuyoruz. Cumhuriyet’in laik ve demokratik niteliğini, millî egemenliği ve ülkemizin bütünlüğünü zayıflatacak anayasa girişimlerine ise karşı çıkıyoruz. Terörün sona erdirilmesi, bu ilkelerden vazgeçilmesinin şartına bağlanamaz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” anlayışını, bağımsızlık mücadelesinden ve Cumhuriyet’i kuran iradeden ayrı düşünemeyiz.

Biz dünyada da Türkiye’de de insan onurunu koruyan, suçların hesabının sorulduğu, milletlerin egemenliğine saygı gösterilen bir barış istiyoruz.

Adaletten vazgeçmeden, bağımsızlığımızı koruyarak, Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkarak barış istiyoruz.

Hacı FİLİK
Zafer Partisi Çayırova İlçe Başkanı

Yorum Yap

Hacı FiLiK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin